Erkek bireylerin cinselliği iki alanda incelenmektedir; karşı cinse duyulan istek ve erkeklik organının sertleşme potansiyeli. Cinsel birleşme için duyulan isteğin azalması ya da kaybolması durumuna cinsel isteksizlik adı verilir. Libido adı verilen cinsel istek birçok nedenle oluşur. Libido hakkında bilinmesi gereken ilk konu kalıtsal olarak herkeste farklı oranda görüldüğüdür. Fakat aynı zamanda kişinin partneri ile arasındaki cinsel uyum ya da uyumsuzluk da cinsel arzuyu etkilemektedir. Çiftlerin arasında ki cinsel iletişimin daha iyi bir hale gelmesi ve cinsel fanteziler libido seviyesini arttıran faktörlerdir. Cinsel arzu seviyesi değişkenlik gösterebilir. Kişinin stres altında olması, partneri ile yaşadığı çatışma, dini baskılar gibi konular kişinin cinsel arzusunu etkileyen sebeplerdendir.

        Kadınlarda cinsel isteksizlik görülme oranı erkeklere kıyasla iki misli daha fazladır. Ama erkekler cinsel isteklerinin az olması durumundan daha fazla etkilenmektedirler. Testosteron adı verilen erkeklik hormonu kadın ve erkeklerde cinsel arzuyu meydana getirir

        Cinsel arzu; sosyolojik, psikolojik ve biyolojik nedenlerin bütünü niteliğindedir. Beyinde bulunan cinsel arzu merkezi; hipotaramik adı verilen kısmın ön ve iç tarafında görülür. Bu alan beynin diğer kısımları ile yakın temas halindedir. Beyinde bulunan bu libido merkezleri erkeklerde kadınlara kıyaslara iki misli daha büyüktür. Kişinin yaş almasına bağlı olarak cinsel arzuda azalma yaşanabilir.

        Kadın ve erkeklerin genital bölgelerinde, uyarılara bağlı olarak kan akışı ivme kazanır. Cinsel arzuyu tetikleyen durumlar ve cinsel fanteziler kan akışını daha fazla arttırır. Ergenlik çağından sonra artış gösteren bu durum, cinsel birleşme yaşamayan kişilerde ise problemlere neden olur. Düzenli yaşanan cinsel birliktelik kişinin sosyal hayatını daha iyi bir hale getirmektedir.

Cinsel Arzunun Psikolojik Yönü

        Cinsel istek dediğimiz libido her bireyde farklı oranda görülür. İleri ve orta yaşta ki bireylerin cinsel dürtü sıklığı ve konstrasyonu zaman içinde azalma gösterir. Erkek cinselliği bir elektrik düğmesinin açma kapama tuşuna benzer. Kadın cinselliği ise pek çok şalteri bulunan elektrik panosuna benzer. Kadının cinselliğini hangi şalterin başlatacağı bilimsel olarak bir muammadır. Kadın cinselliği geçtiğimiz 10 yıl boyunca yapılan çalışmalar neticesinde kısmen anlaşılmıştır. Ancak yine de erkeklere kıyasla kadın cinselliği tam olarak aydınlatılamamıştır.

        Çiftler arasında ki negatif yaklaşımlar partnerlerin cinsel isteğini üzerinde etki kurabilir. Bu nedenle erkeklerde sertleşme problemleri ve cinsel isteksizlik sorunları görülür. Erkekte görülen cinsel isteksizliğe neden olan bir diğer sebep ise menapoz döneminde ki partnerin kadınlık organında ıslaklığın azalması ya da yok olmasıdır.

        Bireylerin yaşamları üzerinde etki sahibi olan faktörler de cinsel yaşamı etkiyebilir. Çevresel faktörler bireylerin cinsellik algısı üzerinde ciddi rol oynar. Birçok sosyolog, filozof, din adamı ve tarihçi cinsellik üzerine farklı eleştiriler yapmaktadır. Çevresel faktörlerden biri olan din konusu da cinselliği yaşamanın ve cinselliğe bakış açısının üzerinde büyük etki sahibidir. Hristiyan mezheplerinin bazıların da cinsellik yalnızca üremeye yarayan bir araç olarak kabul edilir. Kişinin cinsel isteklerine karşı kendisini frenlemesi gerektiği, cinsellik üzerine düşünmenin şeytan tarafından ayarlandığı, genital organları uyarmanın hastalık olduğu ve bunları yapan kişilerin cehennemde cezalandırılacağı duygusunu aşılamaya çalışmaktadır. Kısacası kişinin yaşamında bulunan çevresel faktörler cinselliği büyük ölçüde etkilemektedir.

Cinsel İsteksizlik hakkında detaylı bilgi için Tıklayınız.