Testis Kanseri

Testis Kanseri Nedir?

          Genellikle 15-35 yaşları arasında testislerin birinde kendini şişlikle gösteren bir kanser türüdür. 60 yaşından sonra da görülme sıklığı artabilir. Testis kanseri, tedaviye en kolay cevap veren kanser türlerindendir. Çoğunlukla ağrısız olduğu için hasta tarafından geç farkedilebilir. Hastaların duydukları çekingenlik duygusuylada ilk tanı konması gecikilebilir. 

Testis Kanseri Tipleri

          Testis kanserleri, “Seminematoz” ve “Non-seminematoz” olmak üzere iki genel hücre tipine ayrılır. Seminematoz olanların tedavileri daha kolay, non-seminematoz olanların tedavileri daha zordur. Hastaların %5-10’unda görülen, diğer türlere göre daha hızlı seyreden ve erkek memelerinde şişliğe neden olabilen “Koryokalsinom” denilen tipi çok anarşisttir. Teratom denilen tipi ise masumdur. 

Testis Kanseri Nedenleri

          Hastalık çoğunlukla genetik faktörden kaynaklanır. Bunun yanı sıra inmemiş testisli hastalarda, testisler ameliyatla indirilse bile görülme olasılığı bulunur. Ayrıca ileri erkek kısırlığı yaşayan hastalarda da normale orana göre yüksek sayıda görülmektedir.

Testis Kanseri Belirtileri

          Testiste ağrısız şişlik, büyüyen kitlenin ağırlığı nedeniyle müphem ağrı, belde ve hayalarda ağrı hissedilir. Ağrısız şişliği ilk etapta önemsemeyen hastalar doktora geç başvurabilirler. Bu durumda hastalık karın arkasındaki lenf bezlerine ve akciğerlere yayılabilir. Hastanın testisleri giderek büyür. Erken tanı konabilmesi için hastanın kendi farkındalığı ve hekime erken müracaatı gerekmektedir. 

Testis kanseri hangi hastalıklarla karışabilir?

          Epididimoorşit dediğimiz testis iltihabıyla, testis torsiyonuyla, hidrosel denilen testiste su toplanmasıyla, kasık fıtığıyla, sperm kanallarında oluşan spermatosel denilen kistlerle ve varikoselle karışabilir. Testis kanserine, ultrasonografi ile büyük ölçüde kesin tanı konur.

Testis Kanseri Teşhisi

          Testis kanserine ultrasonografiyle kolayca ön tanı konur. Kanserin yaygınlığının anlaşılması için kanda kanser belirteçleri (alfa feto protein), beta-hCG, LDH, karın tomografisi, göğüs radyolojisi ve beyin gibi organlara sıçramışından şüphe ediliyorsa MR ile görüntülenme gerekebilir. Kesin teşhis ve kanserin tipinin belirlenmesi için testis 10-15 santimlik sapıyla birlikte çıkarılır. Testis çıkarıldıktan sonra patolojiye gönderilir ve inceleme sonucu olarak kanserin tipi belirlenir. 

Testis Kanseri Evreleri

          Hastaya kanser tanısı konulduktan sonra kanserin testis içindeki yayılımı, lenf bezlerine atlayıp atlamadığı ve daha uzak doku ve organların metastaz yapıp yapmadığına göre evreleme yapılır. 

  1. Kanser yalnızca testisin içindeyse 1. evre 

  2. Testisin “Tunika Albuginea” denilen kapsülünü aşmışsa 2. evre 

  3. Testisin “Spermatik Kort” denilen damarsal sapına bulaşmışsa 3. evre 

  4. Kanser “Skrotum”a (testis torbası) yayılmışsa 4. evrededir. 
     

          Ayrıca karın arkasındaki lenf bezleri, akciğer ve uzak doku ve organlara yayılımın sayı ve hacim olarak değerlendirilmesine göre de evrelendirme yapılır ve tedavi planlanır. Patalojik sonuca göre eğer kanser saldırgan değilse hasta periyodik olarak izleme alınır ve ayrı bir tedavi uygulanmaz. Patalojik inceleme sonrasında eğer kanser saldırgan ise tedavi planlamasında 3 seçenek oraya koyulur;

  • Kemoterapi, 

  • Karın arkasındaki lenf bezlerinin bütünün çıkartılması “Retroperitoneal Lenfadenektomi”

  • Radyoterapi planlanır. 

Testis kanserlerinin evrelendirilmesi ve tedavinin planlanması geniş bilgi ve deneyim gerektirir. 

Testis Kanseri Tedavisi

Testis kanseri; cerrahi, kemoterapi ve radyoterapi olmak üzere multidisipliner bir tedavi gerektirir. 

 

          Testis kanserinin, testisin arka bölümündeki sperm kanalcıklarının birleştiği yere yayılmadığı tespit edilmişse, tedavi sadece testisin çıkarılmasıyla biter ve hasta periyodik izleme alınır. Bu yalnızca erken teşhis konan ve saldırgan olmayan kanserlerde uygulanır.

 

          Testis kanseri saldırgansa tedavi planlaması farklıdır. Testisin Patalojik değerlendirmesinden sonra ve kanda kanser belirteçlerine bakılmasıyla beraber cerrahi onkoloğun, kemorerapistin (medical onkolog) ve rapyoterapistin (radyasyon onkoloğu) bulunduğu bir kanser konseyi tedavi planlamasını yapar. Testis kanseri saldırgan ve yayılmış ise, tedavi yönteminde 3 seçenek ortaya çıkar. Testis çıkarılmasından sonra ilave olarak kanserin yayılımına ve tipine göre 1 kür, 2 kür ve veya 3 kür kemoterapi yapılır. Ya da lenf düğümleri çıkarılması ameliyatı önerilir. Kemoterapi sağlam testisteki sperm üretimini yok ettiği için kısırlığa yol açar. Önlem olarak sperm bankasına sperm verilir. Lenf düğümlerinin çıkarılması operasyonunda ise bu yan etki yoktur. Ancak Lenf operasyonu 5-7 saat süren hasta için hassas bir operasyondur. Bütün lenf düğümleri çıkarıldığında genelde hastanın kemoterapi görmesi gerekmez. Radyoterapi ise genellikle kanserin daha sonraki evrelerinde ihtiyaç duyulan bir tedavi şeklidir. 3 seçenekli tedavinin planlanması kanser konseyi tarafından yapılır. Bazen de bu 3 tedavi kombine edilerek uygulanır.

 

          Kısaltılmış adıyla RPLND olarak bilinen “Retroperitoneal Lenfadenektomi” (lenf düğümlerinin çıkarma) ameliyatı oldukça zor ve hayat kurtarıcı bir operasyondur. Çok deneyimli merkezlerde yapılmalıdır. Testis kanserleri daha çok genç erişkinlerin hastalığı olduğundan askeri hekimler ve eğitim kurumları bu konu üzerine çok daha fazla deneyimlidir. Özellikle bizim gibi asker kökenli ve her iki alanda da yetkin bilgi ve tecrübesi olan operatör hekimlerin başarı oranları oldukça yüksektir. 

          Lenf düğümlerinin çıkarılması ameliyatının ana prensibi, karın arkasındaki lenf bezlerinin böbreklerin üstü de dahil olmak üzere diyaframa kadar hepsinin çıkartılmasıdır. Hiçbir görüntüleme yöntemiyle kanserin lenf bezlerine ne ölçüde yayıldığı kesin olarak anlaşılamaz sadece şüphe edilebilir. RPLND ameliyatı sırasında yalnızca kanserin nüksettiği bilinen bölümün çıkarılması yanlıştır. Bütün lenf düğümlerinin çıkarılması gerekmektedir. Bir bölümünü çıkarmak geride kanser dokusu bırakmaya yol açabilir. Maalesef ülkemizde ve dünyada bu konuda yeterli hassasiyet ve titizlik gösterilmemektedir.

Testis Kanseri Sonrası Kemoterapi

          Testis kanserinin cerrahi, kemoterapi ve radyoterapi tedavi planlaması, kanser konseyinde bilgi paylaşımı ile karar verilir. Kemoterapi bazı durumlarda tek kür, bazı durumlarda ise aralıklı olarak üç kür uygulanır. Bir kürden daha fazla tedavi gören hastaların, diğer sağlam testislerindeki sperma üreten sistem tamamen bozulacağından, sonraki hayatlarında çocuk sahibi olamazlar. Bu yüzden ameliyatlardan önce sperm bankasına sperm bırakılması önem taşımaktadır. 

Testis Kanserinde Sperm Bankası Uygulaması

          Testis kanseri hastalarının %100’üne yakını tamamen tedavi edilebilse de, kemoterapi ve radyoterapi tedavileri veya cerrahi operasyonlardan önce hastadan dondurulmak üzere sperm alınması gerekir. Çünkü kemoterapi ve radyoterapi tedavileri, sonradan hastaların çocuk sahibi olabilme potansiyellerini yok eder. 

Tedavinin ardından iyileşen hastalar sonraki yaşantılarında normal bir cinsel yaşantıya sahip olabilirler. Sertleşme sorunları yaşamazlar. Ancak kemoterapi-radyoterapi tedavileri gören hastalar, sonraki dönemde dondurulmuş spermler ile tüp bebek yöntemi sayesinde çocuk sahibi olabilirler. Bu yüzden tedaviye başlanmadan önce mutlaka hastadan sperm alınarak dondurma işlemi yapılmalıdır.

Testis Kanseri Sonrası Sertleşme Sorunu

          Hastalarda sertleşme sorunu genellikle psikolojik ya da organik nedenlere bağlıdır. Kanserin sertleşme kusuruna psikolojik travmanın dışında bir etkisi yoktur. Çünkü damar ve penisi sertleştiren sinir sistemine zarar verilmez. Fakat kemoterapi ve radyoterapi gören hastalarda sperm tamamen yok olur. Hastalığın tedavi edilmesinin ardından hasta psikolojik olarak rahatlar ve sertleşme kusurları tamamen yok olur. 

Halaskargazi Caddesi No: 81 

Osmanbey / İstanbul

  • Instagram Sosyal Simge
  • YouTube Social  Icon
  • Heyecan Sosyal Simge
  • Facebook Sosyal Simge

Bütün hakları saklıdır.